KESK’ten NATO tepkisi: 20 Haziran’dan bu yana 548 kişi gözaltına alındı - Videolu Haber

Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu KESK Ankara Şubeler Platformu, 36. NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi öncesinde ve sonrasında Ankara'da alınan güvenlik önlemleri ile gözaltı ve tutuklamalara tepki gösterdi.

GÜNCEL - 08-07-2026 17:17

KESK yöneticileri ve üyeleri, sendikanın Selanik Caddesi'nde bulunan genel merkezi önünde basın açıklaması yaptı. Açıklamayı KESK Ankara Şubeler Platformu Dönem Sözcüsü Tülay Yıldırım okudu.

Eylemde, "NATO defol, bu memleket bizim", "Gözaltılar, tutuklamalar, baskılar bizi yıldıramaz", "NATO'dan çıkılsın, üsler kapatılsın" ve "Katil NATO, Türkiye'den defol" sloganları atıldı.

"ANKARA KUŞATMA ALTINA ALINDI"

KESK Ankara Şubeler Platformu Dönem Sözcüsü Tülay Yıldırım, NATO Zirvesi gerekçe gösterilerek toplantı ve gösteri yürüyüşlerinin yasaklandığını, bildiri dağıtımından pankart asılmasına kadar temel demokratik hakların hedef alındığını savundu.

Yıldırım, zirve sürecinde yolların kapatıldığını, kamu emekçilerine idari izin verildiğini, zirve güzergâhındaki şantiyelerin durdurulduğunu ve çevre illerden getirilen polislerle Ankara'nın adeta kuşatma altına alındığını öne sürdü.

Yıldırım, "20 Haziran'dan bugüne zirve gerekçesiyle düzenlenen operasyonlar ve protesto gösterilerine müdahalelerde 548 kişi gözaltına alındı." dedi.

"NATO'YU ELEŞTİRMEK SUÇ DEĞİLDİR"

NATO'nun kuruluşundan bu yana halkların barış ve özgürlük taleplerinin değil, emperyalist çıkarların ve askeri müdahalelerin aracı olduğunu savunan Yıldırım, Ankara'da düzenlenen zirvenin emekçilere, gençlere, sendikalara ve demokratik kitle örgütlerine yönelik baskıların gerekçesi haline getirildiğini söyledi.

Yıldırım, "Barış istemek suç değildir. NATO'yu eleştirmek suç değildir. Emperyalizme karşı çıkmak suç değildir." ifadelerini kullandı.

NATO'nun savaş politikalarının yoksulluğu, güvencesizliği ve eşitsizliği derinleştirdiğini belirten Yıldırım, eğitime, sağlığa ve sosyal hizmetlere ayrılması gereken kaynakların silahlanmaya aktarıldığını dile getirdi.

"NATO EMEKÇİLER AÇISINDAN YIKIM, SAVAŞ VE ÖLÜM ANLAMINA GELMEKTEDİR"

Mevcut iktidarın Türkiye'yi küresel sömürü mekanizmasının "ileri karakolu" haline getirmek istediğini iddia eden Yıldırım, NATO politikalarının emekçiler açısından ağır sonuçlar doğurduğunu savundu.

Yıldırım, "NATO emekçiler açısından yıkım, savaş ve ölüm anlamına gelmektedir. Emperyalizmin kurşun askeri olmak için milyarlar harcayan AKP'ye, emperyalizme ve iş birlikçilerine yanıtımız nettir; NATO topraklarımızdan defol." dedi.

Lahey'de düzenlenen NATO Zirvesi'nde müttefik ülkelerin 2035 yılına kadar gayrisafi milli hasılalarının yüzde 5'ini savunmaya ayırma taahhüdünde bulunduğunu hatırlatan Yıldırım, bunun daha fazla silahlanma, daha fazla savaş ekonomisi ve daha fazla yoksulluk anlamına geldiğini ifade etti.

Yıldırım, silahlara ayrılan her kaynağın okuldan, hastaneden, kreşten ve kamusal yatırımlardan eksildiğini belirterek, "Türkiye bir savaş örgütü olan NATO'dan derhal çıkmalıdır. Ülkemizdeki NATO üsleri kapatılmalıdır. Gözaltındakiler ve tutuklular serbest bırakılmalıdır." çağrısında bulundu.

KOCAK: NATO HANGİ ÜLKEYE BARIŞ GETİRDİ?

Basın açıklamasının ardından konuşan KESK Eş Genel Başkanı Ayfer Koçak da NATO'nun bugüne kadar hiçbir ülkeye barış ya da refah getirmediğini savundu.

Koçak, "İktidara soruyoruz: NATO şimdiye kadar girdiği ülkelerin hangisine barış getirmiş, hangisine refah getirmiş, hangisinde halklar arasında kardeşliği ve eşitliği örgütlemiştir? Her birinde gerçeğin ne olduğunu bütün dünya gözlerinin önünde gördü." dedi.

NATO Zirvesi'nin temel gündemlerinden birinin askeri harcamaları artırmak olduğunu belirten Koçak, savunma bütçelerinin artırılmasının faturasının emekçilere ve halka çıkarılacağını söyledi.

Koçak, "Bu bütçeyi nereden kısarak vereceksiniz NATO'ya? Emeklilerden mi, açlık sınırının altında yaşamaya mahkûm edilen işçilerden mi, kamusal hizmetlerden mi, kamu emekçilerinin bütçelerinden mi?" diye sordu.

"GELECEĞİMİZDEN KISILACAK"

Askeri harcamaların artırılmasının kamusal hizmetleri daraltacağını ve yoksulluğu derinleştireceğini savunan Koçak, kaynakların işçilerden, emeklilerden, çiftçilerden, köylülerden ve kamu emekçilerinden kesileceğini ileri sürdü.

Koçak, "Biz biliyoruz ki çiftçisiyle, köylüsüyle, işçisiyle, kamu emekçisiyle hepimizin geleceğinden kısılacak. Gelecek bizim açımızdan çok daha karanlık ve yoksulluğu getiren bir yerde görülüyor." ifadelerini kullandı.

KESK yöneticileri, açıklamada NATO politikalarına, gözaltı ve tutuklamalara, toplantı ve gösteri hakkına yönelik yasaklara karşı mücadeleyi sürdüreceklerini belirtti.

Kaynak : PERRE

Günün Diğer Haberleri