EFSUNLU CÜMLELER / Köşe Yazısı -

Ramazan Bayındır

Ramazan Bayındır

 

Harfler, kelimeler, sözcükler ve bütün bunları bir araya getiren cümleler...

Evet, kurduğumuz cümleleri söylüyorum. Çok güçlüler…

Etkileyici, sürükleyici ve de sarsıcı...

Eğer birinin hayat merkezi olan kalbe giden bir yol varsa ve bu yol mayınla döşeli olsa dahi inanın ki kurduğumuz cümlelerden geçer. O cümleler ile değer verdiğiniz birinin dünyasına eğilebilirsiniz ancak. Tabi kurduğunuz cümleler onların savunduğu fikirler, ilgilendikleri konular ve hissettikleri alanlarla eşdeğer olmalı. Bunu da önceden kestirerek sezebilen adam, kadın için müthiş harikalar yaratabilir. Kadın, o adam için tüm varlığını ve benliğini sunmaktan asla şüphe duymaz.

Başka hiçbir şey doğru bir anlatımla kurduğunuz cümleler kadar bir kadının başını döndüremez. Tıpkı gizemli ve tılsımlı cümlelerin masallardaki hazinelerin kapısını açtığı gibi...

Sizden başka kimsenin o biçimde bir araya getiremeyeceği sözcükler... Bu hayatınız boyunca tadılmamış bir his gibidir. Bazen içine girdiğiniz bir sıkıntıdan, çıkış yolu bulamadığı bir labirentten kendini ve hayatının puslu, soğuk ve karanlık bir sonbahara dönüştüğünü görür ve bunu derinlemesine hissedersiniz. Böylesi bir zamanda birden onun hiç ummadığı bir anda karşısına çıkıp elini uzattığında sanki uzun bir süre sonra ilk defa birdenbire güneşli bir sabaha uyanmış hissine kapılır.

Beraber dünyanın neresine giderseniz gidin, hangi mevsimde olursanız olun, o kadın kurduğun tılsımlı sözcükler sonrasında kendini hep güneşli, ışıltılı, parlak ve ümitli bir geleceğe doğru yol aldığını görür, tüm benliğiyle kendini güvende hisseder. Her ne kadar bu teknoloji çağında insanı derinden sarsan cümlelerin yerini telefonlar, sosyal medya ve görüntülü konuşmalar almış gibi göründüyse de inanın ki hiçbir şey cümlelerin yerini almamalı ve alamaz da.

Evet, gizemli bir özelliği var kurduğumuz cümlelerin…

Bütün o paslı ve üzüntülü hayatlar silinip tarihe karışıyor. Hatırlanması için zorlanılan anılar silik kalıyor, etkilenen görüntüler karmaşıklaşarak tanımsız birer duygu haline geliyor. Bütün bunlardan, hatıralardan, görüntülerden, duygulardan, yenilenenlerden ve suretlerden geriye tek bir şey kalıyor. Zamanın bile etki edemediği ve mekânın söz sahibi olmadığı tek bir şey; Cümleler…

Kendilerini öven, ülkelerini uygar ve medeni bir isim bırakmaya çalışanlar, gıpta ile bakabileceğimiz muhteşem tabloların unutulmaz yaverleri ve hükümdarların papirüslerin üzerine kendi el yazmalarıyla karaladıkları sahifeleri yıllar sonra insanların açıp okumaları için çaba sarf ettikleri iksirli, cezbedici ve ilgi uyandırıcı bir şeylerinin ve belki de en tesirli silahlarının bu olduğunu düşünmüşlerdir. Kurdukları cümlelerle yüzyıllar ötesi insanları etkileyebilecekleri tek bir yol varsa eğer bu cümlelerden başka bir şey değildi.

Neyi umabilirsiniz sözcüklerle? Karaladığınız nice sayfalar ile hayatınıza nasıl bir pencereden ve hangi kuşbakışı ile geniş bir yelpazeye sahip olabilirsiniz?

Ferhat’ın deldiği dağların arkasını kurduğunuz cümlelerle görerek idrak edebilirsiniz. Gizemli suların hangi hastalıkları bertaraf ettiğini hissettiğiniz sözcüklerle algılayabilirsiniz. Çağlara meydan okuyan anıtların içeriğini harflerinden cümlesine kadar ancak bilerek, anlayarak ve analitik düşünerek okuyabilirsiniz. Kısaca yaşanılabilir hayatımızın merkezindeki temel ölçüt cümlelerdir.

Bir tarihi tabletin, kazılarak oluşturulan kabartmaların, papirüsün, kumaş parçasının, ipeğin, kâğıdın, sahifelerin, eski ahitlerin, dört büyük kutsal kitapların, telefonların, bilgisayarların ve en nihayetinde müthiş imkanlarla donatılmış teknolojinin üzerinde bütün insanlığı etkileyen bir şey varsa ve sizi zamanın acımasızlığı karşısında yürekli ve cesur kılan bir şey var olduğuna inanıyorsanız bilin ki bunu sağlayan olağanüstü bir güç vardır. O güç, otorite, his ve araç cümlelerden başka bir şey değildir.