DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, Evrensel'e verdiği röportajda barış sürecinin gidişatı, silah bırakma takvimi, Türkiye'ye dönüşler, yeni anayasa tartışmaları, Selahattin Demirtaş'ın eleştirileri ve fon soruşturmasına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
MUHALEFETE YÖNELİK YARGI SÜREÇLERİNE ELEŞTİRİ
Muhalefete ve eleştirel kesimlere yönelik yargısal uygulamaların süreci olumsuz etkilediğini belirten Bakırhan, "Muhalefete, eleştirel düşünen-söyleyen-eyleyenlere karşı yargısal süreçlerin işletilmesi barış sürecine olan güveni ve katkıları azaltıyor" dedi.
Bu konuda iktidara ve devlete defalarca uyarıda bulunduklarını söyleyen Bakırhan, baskılar nedeniyle barış mücadelesinden vazgeçmeyeceklerini vurguladı.
Bakırhan, "Bugün demokrasi ve hukukun ihlali, barış umutlarını azaltıyor. Fakat biz ortak mücadele zeminlerini arttırarak, demokratik ve eşitlikçi ilkeler etrafında siyaset örmede ısrarcı olursak barış umudunu, demokratik ve hukuki inşanın zemini haline getirebiliriz" ifadelerini kullandı.
Sürecin toplumsallaşması için siyaset kurumunun yanı sıra sivil toplum, akademi, yazarlar ve aydınların daha fazla sorumluluk üstlenmesi gerektiğini belirten Bakırhan, toplumla temasın artırılmasının önemine işaret etti.
TEKNİK HAZIRLIK SİYASİ ERTELEMEYE DÖNÜŞMEMELİ
İki yıllık süreçte atılan adımların küçümsenmemesi gerektiğini söyleyen Bakırhan, örgütün feshi ve silah bırakma kararını, Meclis Komisyonunun çalışmalarını ve yasal düzenlemeleri önemli bir başlangıç olarak değerlendirdi.
Kırk yılı aşan çatışmanın iki yılın günlük temposuyla ölçülemeyeceğini belirten Bakırhan, müzakerenin farklı beklentilerin ve kaygıların bulunduğu bir zeminde yürüdüğünü ifade etti. Süreçte yavaşlama ve gerilimler yaşanabileceğini kaydeden Bakırhan, siyasi iradenin yönünü koruması gerektiğini söyledi.
Silahların nerede, kime ve hangi yöntemle bırakılacağı, dönüşlerin hukuki statüsü ile güvenlik ve denetim mekanizmalarının hazırlık gerektirdiğini belirten Bakırhan, teknik gecikmeyle siyasi ertelemenin birbirinden ayrılması gerektiğini vurguladı.
"Teknik hazırlık için gereken zaman, siyasi ertelemeye dönüşürse süreç aşınır" diyen Bakırhan, uzayan belirsizliğin söylentileri ve karşılıklı güvensizliği büyüttüğünü ifade etti.
Bakırhan, "İlgili kurulların hızla oluşturulması, görev tanımlarının netleşmesi, silah bırakma ve dönüş mekanizmasının somutlaştırılması ve ardından yeni aşamaya geçilmesi gerekir. Bunun önünde engel yok" dedi.
İLK DÖNÜŞLERİN KIŞA KALMADAN BAŞLAMASI BEKLENTİSİ
PKK'lilerin Türkiye'ye dönüşüne ilişkin değerlendirmelerde bulunan Bakırhan, ilk gelişlerin kışa kalmadan başlamasını beklediklerini söyledi. Ekim ayının başlangıç olabileceğine ilişkin beklentilerinin bütünüyle ortadan kalkmadığını belirtti.
Dönüşlerin tamamının Türkiye'ye olup olmayacağı, hangi grupların hangi takvimle geleceği ve uygulamanın ayrıntıları konusunda ellerinde kesinleşmiş bir tablo bulunmadığını ifade eden Bakırhan, bu başlıkların ilgili kurullarda ve taraflar arasındaki görüşmelerde somutlaşacağını kaydetti.
Bakırhan, "Çerçeve yasa bunun hukuki kapısını açtı; fakat kapının açılmasıyla insanların içeri girmesi aynı şey değil. Çünkü kimse belirsizliğe dönmez" ifadelerini kullandı.
Hukuki güvencelerin ve toplumsal hayata dönüş koşullarının hazırlanması gerektiğini belirten Bakırhan, Abdullah Öcalan'ın silahsızlanma sürecindeki rolüne de değindi. Öcalan'ın çalışma ve iletişim koşullarının oluşturulmasını isteyen Bakırhan, Silahsızlanma ve Stratejik Koordinasyon çalışmalarında koordinatör sıfatıyla görev almasını beklediklerini söyledi.
DEMİRTAŞ'IN ELEŞTİRİLERİ SÜREÇ KARŞITLIĞI DEĞİL
Selahattin Demirtaş'ın sürecin gidişatına ilişkin eleştirilerinin barış karşıtlığı olarak yorumlanmasını doğru bulmadığını belirten Bakırhan, kendilerinin de eleştirilerini açıkça dile getirdiğini söyledi.
Demirtaş'ın tahliyesini hukuk meselesi olarak değerlendiren Bakırhan, "Tahliyesi bir lütuf değil, hukukun borcudur" dedi.
Bakırhan, "Demirtaş, barış sürecinin başarıya ulaşması için açık biçimde sorumluluk alan yol arkadaşımızdır. Yolu eleştirmek, yürümekten vazgeçmek değildir" ifadelerini kullandı.
Öcalan ile Demirtaş'ın birbirinin alternatifi olarak sunulmasına da karşı çıkan Bakırhan, Demirtaş, Figen Yüksekdağ, Can Atalay ve siyasi tutukluların özgürlüğünün hukuk meselesi olduğunu; Öcalan'ın rolü ve çalışma koşullarının ise yürüyen sürecin ayrı bir başlığını oluşturduğunu belirtti.
YENİ ANAYASADA DEMOKRATİK İLKELER VURGUSU
Yeni anayasa tartışmalarına ilişkin kurumsal görüşlerini parti kurullarında değerlendirdikten sonra paylaşacaklarını söyleyen Bakırhan, Türkiye'nin demokratik bir anayasaya ihtiyaç duyduğunu ifade etti.
Anayasanın hazırlanma sürecinin toplumun bütün kesimlerini kapsaması gerektiğini belirten Bakırhan, güçler ayrımı, yerel demokrasi ve kapsayıcı kimlik anlayışının önemine işaret etti.
Anayasa tartışmasının seçme ve seçilme meselesine sıkıştırılmasını doğru bulmadığını söyleyen Bakırhan, siyasi ajanda dayatmasından ve siyasetin dışında kalan bir tutumdan kaçınılması gerektiğini kaydetti.
Barışın toplumsallaşmasına ilişkin eleştirileri de değerlendiren Bakırhan, DEM Parti'nin eksik kaldığı alanlar olduğunu kabul ettiklerini, farklı kesimlerin kaygılarını dinleyerek çalışmalarını sürdürdüklerini belirtti.
Bakırhan, "Barışı yalnızca DEM Parti'nin işi olarak göremeyiz. Bu, bir partinin projesi değil, 86 milyon insanın geleceğini ilgilendiren bir mesele" dedi.
SURİYE'DE ANADİLDE EĞİTİM VE HAKLARIN TANINMASI ÇAĞRISI
Suriye'deki gelişmeleri genel olarak olumlu değerlendirdiğini belirten Bakırhan, entegrasyon ve askeri yapı konusunda atılan adımların ardından siyasetin önünün açılması gerektiğini söyledi.
Kürtçenin tanınmasına ilişkin adımlara rağmen anadilde eğitim talebini karşılayan kalıcı ve anayasal düzenlemelere ihtiyaç bulunduğunu ifade eden Bakırhan, Şam yönetiminin hakların tanınması ve demokratik siyaset alanının genişletilmesi konusunda adım atması gerektiğini kaydetti.
Bakırhan, Kürtlerin, Dürzilerin, Alevilerin ve diğer toplulukların haklarının güvence altına alındığı demokratik bir Suriye kurulması gerektiğini vurguladı.
DEM Parti'nin dönüşümüne de değinen Bakırhan, 5'inci Olağan Kongre'de ilan ettikleri Demokratik Cumhuriyet Hareketini inşa etmeye başladıklarını, bir sonraki kongreye değişen koşullara uygun siyasi anlayış, kadro ve yapılanmayla gitmeyi hedeflediklerini söyledi.
FON KRİZİNDE YATIRIMCILARIN BİRİKİMLERİ İÇİN ÇAĞRI
Fon soruşturmasına ilişkin açıklamalarda bulunan Bakırhan, yaşananları ekonomik dolandırıcılığın yanı sıra siyaset, denetimsizlik ve yurttaşların hakları açısından değerlendirdi.
Yaklaşık 500 bin yatırımcının birikimlerinin belirsizliğe girdiğini söyleyen Bakırhan, gözaltı ve tutuklamaların ardından yatırımcıların paralarının ne olacağı sorusunun yanıtlanması gerektiğini belirtti.
"500 bin bir sayı değildir. Hepsi birer hayat. Birer aile demek" diyen Bakırhan, yurttaşların birikimlerinin korunması için yetkilileri sorumluluk almaya çağırdı.
Bakırhan, "Geliyorum diyen bu vurgunu kimler denetlemedi, kimler izin verdi? Paranın izi belli. İşlem yapanlar belli ve yapılacaklar da bellidir" ifadelerini kullandı.
Kaynak : PERRE
























