Gazete Kahta
Gazete Kahta
GÜNCEL

CHP'li Sarıbal: 'Çiftçi sadaka değil, emeğinin hakkını istiyor'

CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, tarımda artan üretim maliyetleri ve düşük alım fiyatları nedeniyle çiftçilerin üretimden uzaklaştığını belirterek hükümetin tarım politikalarını eleştirdi. 'İthalat, sözleşmeli tarım ve ne halin varsa gör politikasını iktidar açık bir biçimde uygulamaktadır' diyen Sarıbal, fon soruşturmasında 247 bin 839 yatırımcıya ödendiği açıklanan 97,3 milyar liranın kaynağının da kamuoyuna açıklanmasını istedi.

CHP'li Sarıbal: 'Çiftçi sadaka değil, emeğinin hakkını istiyor'
Paylaş:

CHP Genel Başkan Yardımcısı Orhan Sarıbal, partisinin genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında tarımsal üretimde yaşanan sorunları, çiftçilerin artan maliyetler karşısındaki durumunu ve ürün alım fiyatlarını değerlendirdi. Sarıbal, toplantının ikinci bölümünde ise kamuoyunda tartışılan fon soruşturmasına ilişkin açıklamalarda bulunarak yatırımcılara yapılan ödemelerin kaynağını, geri alınan varlıkların miktarını ve soruşturmaya konu işlemlerden kesilen vergilerin akıbetini sordu.

Tarımın stratejik öneminin hükümet tarafından sık sık dile getirildiğini ancak üreticinin sorunlarının çözülmediğini savunan Sarıbal, çiftçilerin mazot, gübre ve diğer tarımsal girdilerdeki fiyat artışları karşısında yeterince desteklenmediğini belirtti.

'TARIM MİLLİ GÜVENLİK MESELESİ DEDİLER, GEREĞİNİ YAPTILAR MI?'

İktidarın tarım politikalarını eleştiren Sarıbal, tarımın milli güvenlik meselesi olarak değerlendirilmesine rağmen üreticinin korunmasına yönelik yeterli adımların atılmadığını savundu.

Sarıbal, "Siyasi yetkililer, Cumhurbaşkanı, bakanlar tarımın milli güvenlik meselesi olduğunu, milli savunma meselesi olduğunu defalarca çeşitli ortamlarda söylediler, anlattılar. Söylediler de gereğini yaptılar mı? Hayır" dedi.

TÜİK tarafından açıklanan enflasyon verilerinin çiftçilerin karşı karşıya kaldığı maliyet artışlarını yansıtmadığını ileri süren Sarıbal, mazot fiyatlarında yüzde 75'in üzerinde, gübre fiyatlarında ise yüzde 40 ile 75 arasında artış yaşandığını ifade etti.

Sarıbal, "Bugün TÜİK'in açıklamış olduğu rakamlar halkın gerçek enflasyonunu asla ama asla ifade etmemektedir. Ona karşılık gelmemektedir. Mazotta yüzde 75'in üzerinde artış var. Gübrelerde minimum yüzde 40 ile 75 arasında artış var. En çok kullanılan amonyum nitrat, amonyum sülfat gübreleri yüzde 65 ile 75 arasında artmış görünüyor" ifadelerini kullandı.

'BUĞDAYA 16 BİN 500, ARPAYA 12 BİN 750 LİRA VERİLDİ'

Toprak Mahsulleri Ofisinin 2026 yılı için belirlediği hububat alım fiyatlarını da değerlendiren Sarıbal, buğday ve arpa fiyatlarındaki artışların üretim maliyetlerinin gerisinde kaldığını savundu.

Buğdayın ton başına 16 bin 500, arpanın ise 12 bin 750 lira olarak belirlendiğini hatırlatan Sarıbal, şöyle konuştu:

"Peki ne yaptı iktidar? Buğdayda yaklaşık olarak 16 lira fiyat vererek yüzde 22'lik bir artışı öngördü. Arpada yüzde 15 oranında bir artış gösterdi. Orada da 12,75 lira. Yani 1 tonu 12 bin 750 lira, buğdayın 1 tonunu 16 bin 500 lira olarak belirledi. Siz hala, hala, ne yazık ki enflasyonu yüzde 27 açıklıyorsunuz. Tarımsal girdiyi yüzde 30 açıklıyorsunuz. Adeta aklımızla alay ediyorsunuz. Çünkü taban fiyat değil, tavsiye fiyatı. Yeni sistem maalesef çiftçiyi yok etme, üretimden koparma modeline dönüşmüş."

'EKMEĞE BAĞIMLILIK SAĞLIKSIZ BESLENMENİN GÖSTERGESİ'

Türkiye'de ekmek ve unlu mamullerin tüketiminin yüksek olduğunu belirten Sarıbal, bunun toplumun beslenme alışkanlıkları açısından da değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.

Sarıbal, "Dünyada ekmek tüketen, ekmeğe bağlı ürün tüketen yani una bağlı ürün tüketen ülkelerin içinde dünyada birinciyiz. Yaklaşık 200 kilogram kişi başına ekmek düşen bir toplumuz. Orada da dünya birincisiyiz. Bu bile bizim ne kadar dengesiz, ne kadar yetersiz, ne kadar sağlıksız yaşadığımızı, beslenme değil karnımızı doyurduğumuzu gösteren temel net rakamdır" dedi.

'ÇİFTÇİ KADERİNE TERK EDİLDİ'

Buğday, arpa, ayçiçeği, çay, pamuk ve şeker pancarı üreticilerinin bekledikleri fiyatları alamadığını savunan Sarıbal, çiftçilerin hasat döneminde dahi borçlarını ödemekte zorlandığını belirtti.

Tarımsal üretimin sürdürülebilirliği için üreticinin korunması gerektiğini vurgulayan Sarıbal, şu ifadeleri kullandı:

"Buğday, arpa, ayçiçeği, çay, pamuk, şeker pancarı; bütün bunlarda ne yazık ki ciddi bir gerilemenin olduğunu, çiftçinin beklediği fiyatların oluşmadığını çok net bir şekilde söyleyelim. Ama bu taraftan çiftçinin borcu sürekli, hem de hasat mevsiminde hem de ürününü satıp cebine para koyması gerektiği zamanda maalesef gerçekleşmemiştir. Dolayısıyla çiftçi kaderine terk edilmiştir.

İthalat, sözleşmeli tarım ve 'ne halin varsa gör' politikasını iktidar açık bir biçimde uygulamaktadır. Çiftçi sadaka değil, emeğinin hakkını istemektedir.

İktidar da devlet kurumları da çiftçinin ürettiğinin bir kamu yararı içerdiğini görmek zorundadır. Emekten yana, topraktan yana, sudan yana, bu ülkenin gerçek üretiminden yana bir tutum, bir tavrı ortaya koymak zorundadır. Kamucu, planlı ve çiftçiyi koruyan, kollayan bir üretim modelinin mutlaka ve mutlaka hayata geçirilmesi gerekmektedir."

FON SORUŞTURMASINA İLİŞKİN AÇIKLAMA: 'BUNDAN DAHA BÜYÜK ORGANİZE SUÇ ÖRGÜTÜ NASIL OLUNUR?'

Basın toplantısında fon soruşturmasına da değinen Sarıbal, soruşturmanın kapsamına ve kamuoyuna açıklanan ödeme rakamlarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Soruşturmada kullanılan hukuki nitelendirmeleri eleştiren Sarıbal, olayın siyaset, bürokrasi, özel sektör ve medya bağlantılarının bütün yönleriyle araştırılması gerektiğini savundu.

Sarıbal, şöyle konuştu:

"Fon yolsuzluğu, kapsamlı suçlar içerisine alındı. Israrla örgütlü suçlar kapsamı içine alınmalı dedik, şimdi örgütlü suçlar yerine kapsamlı suçlar diye yeni bir kavram. Hukukta vardır. Taraflar belli. Kitleler etkilenmiş. Organize siyasiler var mı? Var. Devlet bürokrasisi var mı? Var. Özel sektör var mı? Var. Şimdi medya ayağı da söyleniyor. Oldu dört ayak. Birbirinden haberdarlar mı? Evet. Bilerek yapılmış mı? Evet. İçinde devletin, ülkenin içinde olan siyaset, ticaret yapan fon kuruluşları, medya, politika var mı? Var. Bundan daha büyük organize suç örgütü nasıl olunur? Kapsamlı suçlar. Örgütlü olmasın da kapsamlı olsun."

Belediyelere yönelik soruşturmalar ile fon soruşturmasında izlenen yaklaşımlar arasında farklılık bulunduğunu ileri süren Sarıbal, "Ama küçücük bir belediyeye gidip oradan seçerek örgütsel işler yaratabiliyorsunuz. 12 Eylül'de de öyleydi. Kişiye göre suç bulunurdu. Şimdi de kişilere göre suç yaratılıyor. Suç belli, suça isim veriliyor" ifadelerini kullandı.

'97,3 MİLYAR LİRA HANGİ KAYNAKTAN ÖDENDİ?'

Adalet Bakanı tarafından fon soruşturması kapsamında yapıldığı açıklanan ödemeleri gündeme getiren Sarıbal, 247 bin 839 yatırımcıya toplam 97 milyar 300 milyon lira ödendiği, 178 bin 537 tekil yatırımcının ise yaklaşık 76 milyar liralık anaparasının karşılandığı yönündeki açıklamaları hatırlattı.

Gönüllü iadeler kapsamında yaklaşık 30 milyar lira değerinde para, taşınmaz ve hisse senedinin geri verildiğine ilişkin bilgileri de değerlendiren Sarıbal, söz konusu varlıkların tamamının nakit olmadığına dikkat çekti.

Sarıbal, "Açıklama yapıyor Adalet Bakanı. 247 bin 839 yatırımcıya toplam 97 milyar 300 milyon lira ödendiğini söylüyor. Ayrıca 178 bin 537 tekil yatırımcının yaklaşık 76 milyar liralık ana parasının karşılandığı söyleniyor. Ve yine aynı şekilde Adalet Bakanı gönüllü iade kapsamında yaklaşık 30 milyar lira değerinde para, taşınmaz ve hisse senedinin geri verildiğini bildiriyor" dedi.

Açıklanan ödeme rakamlarının kaynağının ortaya konulmasını isteyen Sarıbal, şu soruları yöneltti:

"Bu 30 milyarın içerisinde mal diyor, taşınmaz ve hisse senedi. Bunların da hemen nakite dönmediğini düşünürsek birinci sorumuz şu: Bu 97,3 milyar lira ödendiği söylenen parayı hangi kaynaktan ödediniz? Niye açıklamıyorsunuz? Açık, net. Artık bu saatten sonra topluma bu bilgileri açık ve net sunmak gerek. Çok büyük travmalar var. Onlarca insan ciddi bir bunalım içerisinde. Yaşamlarıyla sınanıyorlar kendileri."

'247 BİN 839 KİŞİNİN TOPLAM ALACAĞI NE KADARDI?'

Yatırımcılara yapılan ödemelerin toplam zarar karşısındaki durumunun da açıklanması gerektiğini belirten Sarıbal, açıklanan 97,3 milyar liralık tutarın 247 bin 839 kişiye bölündüğünde kişi başına ortalama yaklaşık 392 bin 594 lira düştüğünü hatırlattı.

Sarıbal, "Sorumuz şu: Bu 247 bin 839 kişinin alacağı ne kadardı? Israrla söylüyoruz. Bu alacağına karşılık bir toplam rakam ve siz sadece ödediğiniz 392 bin lira. Evet, arıyorlar bizi. Diyorlar ki: 'Bizimle alay ediyorlar. Komik işler yapıyorlar' diyorlar" ifadelerini kullandı.

Gönüllü iadeler kapsamında geri verildiği açıklanan yaklaşık 30 milyar liralık varlığın kimler tarafından iade edildiğinin de açıklanmasını isteyen Sarıbal, söz konusu kişilerin elde ettikleri kazanç ile geri verdikleri tutarların ayrı ayrı ortaya konulması gerektiğini söyledi.

Sarıbal, "Yine aynı şekilde, 30 milyar lira ödeme yapıldı ya diyorsunuz, geriye taşınmaz, hisse senedi ve nakit dahil kim bunlar? Kim? Ne kadar ödedi? Peki götürdükleri ne kadar? Elde ettikleri gelir ne kadar? O gelirin ne kadarını ödediler? Ve kim bunlar? Elbette acilen onu da bekliyoruz" dedi.

'SORUŞTURMAYA KONU İŞLEMLERDEN NE KADAR STOPAJ KESİLDİ?'

Fon soruşturması kapsamında yatırımcıların elde ettiği gelirlerden kesilen vergilere ilişkin de açıklama isteyen Sarıbal, soruşturmaya konu işlemler üzerinden tahsil edilen stopaj tutarının kamuoyuyla paylaşılması gerektiğini belirtti.

Soruşturmadaki şüpheli ve tutuklu sayılarına değinen Sarıbal, suçlamalara konu finansal işlemlerden vergi tahsil edilip edilmediğinin de açıklığa kavuşturulmasını istedi.

Sarıbal, "Peki ortada bir organize suç varsa, peki ortada vurgun varsa, peki ortada 412-413 kişi soruşturma, 112 tutuklu varsa, suç kesinleşmiş ise bu suç kapsamı içine giren yolsuzluk rakamının bir kısmı da stopaja gitmiş. Soruyoruz: Stopaj olarak aldığınız bu para miktarı ne kadardır? Bu soruşturma kapsamında ortaya çıkan zararlar üzerinden stopajın alındığı bu yolsuzluk parası değil midir?" ifadelerini kullandı.

'YATIRIMCILAR KESİLEN VERGİLERİN İADESİNİ İSTİYOR'

Soruşturmadan etkilenen yatırımcıların stopaj kesintilerinin iadesini talep ettiklerini belirten Sarıbal, bu konuda hukuki düzenleme yapılması gerektiğini savundu.

Sarıbal, "Israrla talepler var: 'Biz bu stopajdan payımızı istiyoruz, bizden kesildi, payımızı istiyoruz' diyorlar. Çünkü bu da dolayısıyla bir şaibeli alacak ödeme noktasına gitmiş durumda. Ne kadar kesildi? Önce onu istiyoruz. Net bir şekilde açıklansın. Suça konu olan bu para miktarından ne kadarı stopaj olarak kesildi?" diye konuştu.

Kesintilerin miktarı ve iade koşullarının açıklığa kavuşturulmasını isteyen Sarıbal, yatırımcıların taleplerinin karşılanması amacıyla yasal düzenleme yapılması çağrısında bulundu.

'HALK PERİŞAN, YATIRIMCILAR PERİŞAN'

Fon soruşturmasının bütün yönleriyle aydınlatılması gerektiğini belirten Sarıbal, yatırımcıların yaşadığı mağduriyetlerin göz ardı edilmemesini istedi.

Sarıbal, açıklamasını şu sözlerle tamamladı:

"Bu sorunun giderilmesi için parası kesilen insanların talebi var: 'Ne kadar kesildi ve onu geri istiyoruz' diyorlar. Bunun için bir hukuki düzenleme, yasal düzenlemenin yapılması gerektiğini de açık bir şekilde söylüyorlar. Yani yüzyılın, asrın en büyük organize soygununun asla unutulmayacağının, mutlaka hesabının sorulacağının bilinmesi gerekiyor. Halk perişan, yatırımcılar perişan; onların sesini sağlıklı, doğru ve anlamlı bir şekilde dinlemek gerekiyor."

Kaynak : PERRE

Bu haber Gazete Kahta tarafından yayımlanmıştır. İzinsiz kopyalanamaz, alıntılarda kaynak gösterilmesi zorunludur.

GÜNCEL Haberleri

Yorumlar

Editoryal moderasyon aktif

Yorum Yaz

Yorumunuz incelendikten sonra yayın ilkelerimize uygun bulunması hâlinde yayınlanır. Hakaret, iftira ve reklam içeren ifadeler reddedilir.

adlı okura yanıt yazıyorsunuz.
0 / 2000

Bu içeriğe henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın.