Gazete Kahta
Gazete Kahta
GÜNCEL

Trump 'cihatçı' diyerek hedef aldı, ABD ilk Müslüman senatörünü seçti

ABD'de 3 Kasım 2026 ara seçimleri, siyasi dengelerin değişmesinin yanı sıra Müslüman adayların elde ettiği başarılarla tarihe geçti. Başkan Donald Trump'ın seçim kampanyası boyunca 'cihatçı' ve 'teröristlerin yanında' sözleriyle hedef aldığı Mısır kökenli Abdul El-Sayed, Michigan'da Cumhuriyetçi rakibini yenerek ABD tarihinin ilk Müslüman senatörü seçildi. En az yedi Müslüman aday Kongre seçimlerini kazanırken, Demokratların Senato ve Temsilciler Meclisi'nde çoğunluğu ele geçirmesi Avrupa'dan Türkiye'ye geniş yankı uyandırdı.

Trump 'cihatçı' diyerek hedef aldı, ABD ilk Müslüman senatörünü seçti
Paylaş:

ABD'de 3 Kasım Salı günü gerçekleştirilen ara seçimlerde seçmenler, Başkan Donald Trump'ın ikinci döneminin ilk iki yılındaki ekonomi, dış politika ve göçmenlik politikalarını sandıkta değerlendirdi. Demokrat Parti, Cumhuriyetçilerin kontrolündeki Senato ve Temsilciler Meclisi'nde çoğunluğu kazanırken, farklı etnik ve dini kökenlerden adayların elde ettiği başarılar seçimlerin öne çıkan sonuçları arasında yer aldı.

Seçimlerin en dikkat çekici gelişmesi Michigan'da yaşandı. Demokrat Parti'nin 42 yaşındaki adayı Abdul El-Sayed, Trump'ın desteklediği eski Kongre üyesi Mike Rogers'ı mağlup ederek ABD Senatosu'na seçilen ilk Müslüman oldu. İlk açıklanan sonuçlarda El-Sayed'in oy oranı yüzde 52, Rogers'ın ise yüzde 46 seviyesinde gerçekleşti.

Mısır kökenli bir ailenin ABD'de doğan oğlu olan El-Sayed, doktorluk ve Detroit kentindeki halk sağlığı yöneticiliğinin ardından siyasete atılmıştı. 2018 yılında Michigan valiliği için yarışan ancak Demokrat Parti ön seçimini kazanamayan El-Sayed, sekiz yıl sonra aynı eyaletten Senato'ya seçilmeyi başardı.

TRUMP, SEÇİM KAMPANYASINDA MÜSLÜMAN ADAYI HEDEF ALDI

Michigan'daki Senato yarışı, adayların ekonomik ve siyasi programlarından çok El-Sayed'in dini kimliği üzerine yürütülen tartışmalarla da gündeme geldi.

Başkan Donald Trump, 25 Ekim'de Michigan'ın Port Huron kentinde düzenlediği seçim mitinginde El-Sayed'i 'cihatçı' ve 'teröristlerin yanında' olmakla suçladı. Trump, Demokrat adayın Senato'ya girmesi halinde güvenlik kontrolünden geçirilmesi gerektiğini söyleyerek 11 Eylül 2001 saldırılarına göndermelerde bulundu.

Cumhuriyetçi aday Mike Rogers da El-Sayed'in ABD'ye bağlılığını sorguladı. Kampanya boyunca Demokrat adayın Müslüman Kardeşler örgütüyle bağlantılı olduğu ve radikal İslamcı görüşlere yakın bulunduğu yönünde iddialar dile getirildi. El-Sayed bu suçlamaları reddederken, Reuters'ın haberinde söz konusu örgütsel bağlantı iddialarını destekleyen kanıt bulunmadığı belirtildi.

Trump'ın açıklamaları yalnızca Demokratlardan değil, daha önce kendisini destekleyen Arap kökenli Amerikalılardan da tepki gördü. 2024 başkanlık seçimlerinde Trump'a destek veren Arap Amerikalılar hareketinin kurucularından Bishara Bahbah, açıklamaları ırkçı olarak nitelendirdi.

'SİZ NEFRETİ SEÇTİNİZ, MICHIGAN UMUDU SEÇTİ'

El-Sayed, seçim zaferinin ardından yaptığı konuşmada dini kimliği üzerinden yürütülen kampanyaya yanıt verdi. Cumhuriyetçi rakibi Rogers'ın kampanyasını eleştiren El-Sayed, "Siz nefreti seçtiniz, Michigan umudu seçti." dedi.

Trump'ın seçim sürecinde adını yanlış telaffuz etmesine de değinen El-Sayed, "Donald, biliyorum, ismimi söylemekte zorlandın. Bu yüzden JD Vance ocak ayında yemin ettirdikten sonra bana sadece 'Senatör' diyebilirsin." ifadelerini kullandı.

El-Sayed, zafer konuşmasında Filistinlilerin eşit haklara, barışa ve kendi kaderini tayin hakkına sahip olması gerektiğini de vurguladı. ABD kaynaklarının başka ülkelerdeki savaşları finanse etmek yerine Michigan'daki okullara, sağlık hizmetlerine ve altyapıya ayrılması gerektiğini savundu.

Seçim sonuçlarının kesinleşmesinin ardından El-Sayed'in 3 Ocak 2027'de göreve başlaması bekleniyor.

MÜSLÜMAN KİMLİĞİ TEK BAŞINA SEÇİMİ KAZANDIRMADI

El-Sayed'in zaferinde Michigan'daki Arap ve Müslüman seçmenlerin desteği önemli bir yer tutarken, kampanya yalnızca dini ve etnik kimlik üzerinden yürütülmedi.

Demokrat aday, seçim boyunca hayat pahalılığı, sağlık hizmetlerine erişim, şirketlerin siyaset üzerindeki etkisi ve Amerikan kaynaklarının ülke içinde kullanılması gerektiği üzerinde durdu. Herkes için kamu finansmanlı sağlık güvencesi, seçim kampanyalarında büyük şirket bağışlarının etkisinin azaltılması ve çalışan ailelerin mali yükünün hafifletilmesi temel vaatleri arasında yer aldı.

Michigan'ın Dearborn kentindeki Arap kökenli seçmenler, 2024 başkanlık seçimlerinde Joe Biden yönetiminin Gazze politikasına tepki göstererek Trump'a yönelen gruplar arasında bulunuyordu. Ancak Trump yönetiminin İran savaşı, İsrail politikası ve Müslümanlara yönelik söylemleri, bu seçmenlerin bir bölümünün siyasi tercihlerini yeniden değerlendirmesine yol açtı.

Dearborn Belediye Başkanı Abdullah Hammoud, El-Sayed'in yalnızca Müslüman kimliği nedeniyle değil, farklı toplumsal kesimlerle kurduğu ilişki ve sunduğu siyasi program sayesinde destek kazandığını belirtti.

İSRAİL LOBİSİNE KARŞI YÜRÜTÜLEN SEÇİM YARIŞI

Michigan seçimlerinin bir diğer önemli başlığı, ABD'deki İsrail yanlısı siyasi bağış kuruluşlarının seçim kampanyalarındaki rolü oldu.

El-Sayed, 4 Ağustos'taki Demokrat Parti ön seçiminde, Amerikan İsrail Halkla İlişkiler Komitesi (AIPAC) tarafından desteklenen Haley Stevens'ı mağlup ederek partisinin Senato adayı olmuştu.

Gazze'deki İsrail operasyonlarını soykırım olarak nitelendiren ve ABD'nin İsrail'e koşulsuz askeri desteğine karşı çıkan El-Sayed, seçim sürecinde bu tutumu nedeniyle sert eleştirilerle karşılaştı.

Reuters ve Associated Press'in haberlerine göre, İsrail yanlısı siyasi faaliyet komiteleri El-Sayed'in adaylığını engellemek amacıyla milyonlarca dolarlık kampanya harcaması yaptı. El-Sayed ise zafer konuşmasında AIPAC'ın kendisine karşı 42 milyon dolar harcadığını ileri sürdü.

Demokrat Parti ön seçimini kaybeden Haley Stevens'ın genel seçimden kısa süre önce Cumhuriyetçi Mike Rogers'ı desteklemesi de yarışın dikkat çeken gelişmeleri arasında yer aldı.

GAZZE'DE GÖREV YAPAN DOKTOR DA KONGRE'YE SEÇİLDİ

ABD ara seçimlerinde Abdul El-Sayed'in yanı sıra en az altı Müslüman aday daha Temsilciler Meclisi'ne seçildi.

Bunlardan biri New Jersey eyaletinin 12. seçim bölgesinden yarışan Demokrat Adam Hamawy oldu. Cumhuriyetçi Gregg Mele'yi mağlup eden Hamawy, New Jersey'yi Kongre'de temsil etmek üzere seçilen ilk Müslüman olarak tarihe geçti.

56 yaşındaki Hamawy, plastik cerrah olmasının yanı sıra ABD ordusunda görev yapmış bir savaş doktoru ve Irak Savaşı gazisi. Hamawy, 2024 yılında Gazze'deki Avrupa Hastanesinde gönüllü sağlık hizmeti vermesiyle de tanınıyor.

Seçim kampanyasında sağlık hizmetlerinin yaygınlaştırılması, sağlık ve öğrenci borçlarının hafifletilmesi, göçmenlik politikalarının değiştirilmesi ve İsrail'e yapılan Amerikan askeri yardımlarının sona erdirilmesi gerektiğini savundu.

NEW YORK'TA MÜSLÜMAN KADIN ADAYDAN SEÇİM ZAFERİ

New York'ta Demokrat Parti adayı Darializa Avila Chevalier de Temsilciler Meclisi'ne seçilen isimler arasında yer aldı.

Daha önce medeni haklar alanında araştırmacılık yapan ve doktora çalışmalarını sürdüren Chevalier, sonradan İslam dinini benimsemiş bir siyasetçi olarak tanınıyor.

Haziran ayındaki Demokrat Parti ön seçiminde uzun yıllardır Kongre üyeliği yapan Adriano Espaillat'ı mağlup eden Chevalier, 3 Kasım seçimlerinde oyların yüzde 85'inden fazlasını alarak New York'un 13. seçim bölgesinden Temsilciler Meclisi'ne girmeye hak kazandı.

Chevalier'in kampanyasında toplumsal haklar, mahalle örgütlenmeleri ve Filistinlilerin haklarının savunulması öne çıktı.

İLHAN OMAR VE RASHIDA TLAIB KOLTUKLARINI KORUDU

ABD Kongresi'nin Müslüman üyelerinden Somali kökenli Ilhan Omar, Minnesota'nın 5. seçim bölgesinde yeniden kazanarak beşinci dönem için Temsilciler Meclisi'ne seçildi.

Trump'ın göçmenlik politikalarına ve Müslümanlara yönelik açıklamalarına sık sık karşı çıkan Omar, ABD'nin dış politikası ve İsrail'e yönelik askeri yardımlar konusunda da eleştirel tutumuyla tanınıyor.

Michigan'da Filistin kökenli Demokrat siyasetçi Rashida Tlaib de 12. seçim bölgesindeki yarışını kazanarak beşinci dönem için yeniden seçildi. Kongre'deki tek Filistin kökenli Amerikalı üye olan Tlaib, Gazze'deki sivillerin korunması ve Filistinlilerin kendi kaderlerini tayin hakkı konularındaki açıklamalarıyla öne çıkıyor.

Indiana'dan André Carson ve Kaliforniya'dan Lateefah Simon da yeniden seçilerek Temsilciler Meclisi'ndeki görevlerini korudu. Carson, 2008 yılından bu yana Kongre'de görev yapmasıyla Temsilciler Meclisi'nin en uzun süreli Müslüman üyesi olma özelliğini taşıyor.

AFGAN KÖKENLİ AISHA WAHAB KALİFORNİYA'DA ÖNDE

Seçimlerde dikkat çeken bir başka isim, Afgan kökenli Aisha Wahab oldu.

Wahab, ağustos ayında yapılan özel seçimi kazanarak ABD Kongresi'ne giren ilk Afgan kökenli Amerikalı olmuştu. Kaliforniya'nın 14. seçim bölgesinden bu kez iki yıllık yeni dönem için yarışan Wahab, Demokrat rakibi Melissa Hernandez karşısında oy sayımının ilk sonuçlarına göre yüzde 56,5 oyla öne geçti.

Wahab, seçim sonrası galibiyetini ilan etmesine karşın rakibi Hernandez kalan oyların sayılmasını bekleyeceğini açıkladı. Bu nedenle yeni dönem seçiminin sonucu, ilk açıklanan rakamlar itibarıyla kesinleşmiş kabul edilmedi.

TRUMP'IN İRAN SAVAŞI VE HAYAT PAHALILIĞI SANDIĞI ETKİLEDİ

Demokratların Kongre'nin iki kanadında çoğunluğu ele geçirmesi, Trump yönetimi açısından önemli bir siyasi değişim yarattı.

Reuters ve Associated Press'in seçim değerlendirmelerinde, İran'a karşı başlatılan savaşın ekonomik sonuçları, artan akaryakıt ve gıda fiyatları, konut maliyetleri ve Trump yönetimine yönelik memnuniyetsizlik Demokratların başarısını etkileyen temel unsurlar arasında gösterildi.

Seçimlerden önce Senato'da Cumhuriyetçilerin 53'e 47 üstünlüğü bulunurken, 3 Kasım'da Demokratlar Cumhuriyetçilerin kontrolündeki birden fazla Senato koltuğunu kazandı.

Yeni Kongre'deki Demokrat çoğunluk, Trump'ın yasa teklifleri ve üst düzey atamalar üzerindeki hareket alanını daraltabilecek. Ancak başkanın veto yetkisi ve dış politikadaki yürütme yetkileri devam edecek.

AVRUPA'DA SEÇİM SONUÇLARI GENİŞ YANKI BULDU

ABD'deki ara seçim sonuçları Avrupa'da da geniş yankı uyandırdı. Fransa'nın Le Monde gazetesi, Abdul El-Sayed'in Senato'ya seçilmesini azınlık kökenli adayların elde ettiği tarihi başarılar arasında değerlendirdi.

İngiliz The Guardian gazetesi, Michigan'daki yarışı Trump ve Cumhuriyetçi müttefiklerinin Müslüman karşıtı söylemlerine rağmen kazanılan bir seçim olarak ele aldı.

Fransa Ekonomi Bakanı Roland Lescure, Demokratların elde ettiği sonucu Trump açısından önemli bir siyasi gerileme olarak nitelendirirken, ABD Başkanı'nın dış politikadaki yetkilerinin devam ettiğini hatırlattı.

İspanya Başbakanı Pedro Sanchez, Amerikan seçmenlerinin yoksullaştırıcı politikalara, nefrete, cinsiyet ayrımcılığına ve ayrıcalıklara karşı oy kullandığını savundu.

Almanya Savunma Bakanı Boris Pistorius, Demokratların zaferini kutlarken Avrupa'nın kendi güvenliğinde daha fazla sorumluluk üstlenmesi gerektiğini belirtti. Norveç Başbakanı Jonas Gahr Store ise sonuçların Amerikan seçmenlerinin siyasi yön değişikliği istediğine ilişkin güçlü bir işaret olduğunu söyledi.

Avrupa'daki açıklamalar genel olarak Demokratların Kongre zaferine odaklanırken, El-Sayed'in Müslüman kimliğiyle elde ettiği tarihi başarı özellikle uluslararası basında yer buldu.

TÜRKİYE'DE İLK MÜSLÜMAN SENATÖR VE ABD İLE İLİŞKİLER GÜNDEMDE

ABD ara seçimlerinin sonuçları Türkiye'de de haber ve değerlendirmelere konu oldu.

Anadolu Ajansı ve TRT Haber, Abdul El-Sayed'in ABD'nin ilk Müslüman senatörü seçilmesini duyururken, seçim kampanyası boyunca Trump tarafından hedef alınmasını ve El-Sayed'in Filistin konusundaki açıklamalarını aktardı.

Hürriyet Daily News de El-Sayed'in zaferini, ABD siyasi tarihinde Müslümanların temsili açısından önemli bir dönüm noktası olarak haberleştirdi.

Türkiye'deki değerlendirmelerde ise Demokratların Kongre çoğunluğunun Ankara-Washington ilişkilerine muhtemel etkileri öne çıktı. Özellikle F-35 programı, CAATSA yaptırımları, savunma iş birliği, İran savaşı, İsrail politikası ve ticari ilişkiler yeni Kongre döneminde gündeme gelebilecek başlıklar arasında gösterildi.

Türkiye Gazetesi'ne değerlendirmelerde bulunan uzmanlar da seçim sonuçlarını ABD'deki ekonomik baskılar, İran savaşı ve İsrail'e verilen destekle ilişkilendirdi.

Ancak Demokratların Kongre'de çoğunluğu elde etmesi, Türkiye'nin beklediği savunma alanındaki kararların kendiliğinden değişeceği anlamına gelmiyor. Bu konularda yeni Kongre'nin tutumu ve Washington yönetiminin atacağı adımlar belirleyici olacak.

EL-SAYED: 'MÜSLÜMAN OLMAM SEÇİM KAMPANYASININ KONUSU OLMAMALIYDI'

Seçimlerin ardından 5 Kasım'da yaptığı açıklamada İran savaşına da değinen Abdul El-Sayed, Trump yönetiminin savaşı sona erdirmek için bir planı bulunmadığını savundu.

Savaşın ABD vatandaşlarına artan akaryakıt ve gıda fiyatları, vergiler ve Amerikan askerlerinin karşı karşıya kaldığı riskler üzerinden ekonomik ve insani bedeller yüklediğini belirten El-Sayed, savaş ilan etme yetkisinin Kongre'ye ait olduğunu hatırlattı.

Trump ile görüşmeye açık olduğunu ancak birçok konuda farklı düşündüklerini belirten El-Sayed, kampanya boyunca dini kimliğinin hedef alınmasına ilişkin de değerlendirmede bulundu.

El-Sayed, "Harika bir anayasa altında yaşıyoruz ve bu anayasa, bize istediğimiz şekilde dua etme hakkını garanti ediyor. Ben Müslümanım. Bu, seçim kampanyasında bir mesele haline getirildi. Ama seçim kampanyasında bunun bir önemi olmamalı." dedi.

ABD'de ilk kez bir Müslümanın Senato'ya seçilmesi, ülkedeki dini azınlıkların siyasi temsili açısından yeni bir dönüm noktası olarak kayıtlara geçti.

Kaynak : PERRE

Bu haber Gazete Kahta tarafından yayımlanmıştır. İzinsiz kopyalanamaz, alıntılarda kaynak gösterilmesi zorunludur.

GÜNCEL Haberleri

Yorumlar

Editoryal moderasyon aktif

Yorum Yaz

Yorumunuz incelendikten sonra yayın ilkelerimize uygun bulunması hâlinde yayınlanır. Hakaret, iftira ve reklam içeren ifadeler reddedilir.

adlı okura yanıt yazıyorsunuz.
0 / 2000

Bu içeriğe henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın.